Birkaç gün önce Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleşen ABD-Rusya görüşmeleri ve sonrasında yapılan açıklamalar Batı dünyasında şok etkisi yarattı. ABD Başkanı Donald Trump, açık bir şekilde Ukrayna’yı suçluyor ve Rusya lehine Kiev’e baskı yapıyor. Görünen o ki, bu savaşta Rusya’nın zafer kazanma ve Kremlin’in isteklerini elde etme ihtimali oldukça yüksek.
Bu durumda tüm dünyayı tek bir soru düşündürüyor: Eğer Rusya Ukrayna’da tam bir zafer kazanırsa, bir sonraki hedefi neresi olacak?
Hem Avrupa ülkeleri hem de farklı devletler bu konuda ciddi endişelerini dile getiriyorlar.
Beş yıl boyunca Moskova’da eğitim almış ve Rusya Devlet Başkanlığı’na bağlı Devlet Yönetim Akademisi’nin “Devlet Hukuku” fakültesinden mezun biri olarak, son 10 yıldır Rusya’nın iç ve dış siyasetiyle yakından ilgileniyor ve bu alanda araştırmalar yapıyorum. Kendi deneyimlerime ve dünya siyasetinde yaşanan gelişmelere dayanarak, Rusya’nın bir sonraki adımları ve özellikle Güney Kafkasya’ya yönelik politikaları hakkındaki kısa görüşlerimi sizlerle paylaşıyorum.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, eğer Rusya Ukrayna’da kesin bir zafer kazanırsa, bundan sonraki hedefi birkaç faktöre bağlı olacaktır:
1. Öncelikle jeopolitik faktörler göz önünde bulundurulmalıdır – Rusya, imparatorluk emellerini ve Sovyetler sonrası coğrafyada nüfuzunu yeniden tesis etmeye çalışıyor. Bu bağlamda Baltık ülkeleri (Estonya, Letonya, Litvanya), Moldova veya Gürcistan potansiyel hedefler arasında yer alabilir.
2. Sonrasında gelişmeler NATO ve Batı’nın tepkisine büyük ölçüde bağlı olacaktır – Eğer Batı, Ukrayna’nın mağlubiyetine karşı yeterli bir yanıt vermez ve zayıf görünürse, Rusya daha cesur adımlar atabilir. Ancak NATO üyesi ülkelere karşı doğrudan bir askeri müdahale olasılığı daha düşüktür; çünkü bu, kolektif savunma mekanizmasını (Madde 5) devreye sokabilir.
3. Moldova ve Gürcistan ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya – Her iki ülkenin de toprak bütünlüğü sorunları bulunmaktadır (Transdinyester ve Güney Osetya/Abhazya). Rusya, bu bölgeleri kullanarak daha geniş çaplı bir askeri müdahaleye başvurabilir.
4. Rusça konuşan nüfusun yoğun olduğu Baltık ülkeleri risk altında – Rusya, NATO’nun zayıf kaldığını hissederse, Rusça konuşan nüfusu “koruma” bahanesiyle Estonya, Letonya ve Litvanya’ya yönelik provokasyonlar düzenleyebilir. Ancak bu, doğrudan NATO ile bir savaşı tetikleyeceği için risklidir.
5. Kremlin’in en çok nefret ettiği iki ülke Polonya ve Finlandiya’dır – Rusya, uzun vadede Doğu Avrupa’da nüfuzunu artırmak isterse, özellikle Polonya ve Finlandiya’ya karşı hibrit savaş yöntemlerine başvurabilir. Ancak bu, doğrudan NATO ile bir çatışma riskini artıracaktır.
Bu nedenle kısa vadede en olası senaryo, Moldova veya Gürcistan’ın hedef olmasıdır. Çünkü bu ülkeler NATO ve AB üyesi değillerdir ve Batı’dan doğrudan bir askeri müdahale olasılığı daha düşüktür. Bu durum, Moskova’nın saldırı planlarını kolaylaştırmaktadır.
Rusya’nın bir sonraki hedefi olarak Güney Kafkasya bölgesi de öne çıkmaktadır. Gürcistan’ın yanı sıra Ermenistan ve Azerbaycan da bu listede yer almaktadır. Özellikle Azerbaycan’ın olası bir hedef olması ve Bakü’nün buna karşı vereceği muhtemel tepki hakkında kısaca şunları söyleyebilirim: Azerbaycan’ın Rusya için potansiyel bir hedef olup olmaması, birkaç önemli faktöre bağlıdır:
1. Öncelikle jeopolitik faktörlere dikkat etmek gerekiyor:
– Moskova için Güney Kafkasya’nın önemi büyüktür. Rusya, bu bölgeyi kendi “nüfuz alanı” olarak görmektedir. Azerbaycan ise enerji kaynakları ve jeostratejik konumu nedeniyle kritik bir ülkedir.
– Rusya’nın karşısındaki en büyük engel, Türkiye faktörüdür. Azerbaycan-Türkiye ittifakı (Şuşa Beyannamesi), Rusya’yı doğrudan bir çatışma riskine sokmaktadır. Türkiye’nin NATO üyesi olması, Rusya’nın Azerbaycan’a yönelik olası bir müdahalesinde dolaylı yolları tercih etmesine neden olabilir.
2. Ermenistan faktörü hâlâ güncelliğini korumaktadır:
– Rusya, Ermenistan’da bir askeri üs bulundurmakta ve bölgede nüfuzunu korumaya çalışmaktadır. Eğer Rusya Ukrayna’da zafer kazanırsa, Güney Kafkasya’da nüfuzunu artırmak için Ermenistan aracılığıyla Azerbaycan’a baskı yapma olasılığı bulunmaktadır. Bu, Karabağ meselesini yeniden alevlendirmek ve Azerbaycan’a karşı dolaylı müdahalelerle gerçekleşebilir. Nitekim son 5 yılda Ermenistan’da intikamcı güçler defalarca yeni bir savaş ve misilleme çağrıları yapmıştır. Son günlerde Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan’ın yerel medyada yaptıkları açıklamalarda Azerbaycan’a yönelik yeni saldırı operasyonlarından bahsetmeleri, Rusya’nın başlattığı hibrit savaşın bir parçası olarak görülebilir.
3. Azerbaycan-Rusya arasında stratejik ortaklık ilişkileri, her ne kadar biçimsel olsa da, mevcuttur:
– Son yıllarda Azerbaycan ve Rusya arasında dengeli bir ilişki bulunmaktadır. Azerbaycan yönetimi, açık bir şekilde Rusya’ya karşı çıkmaktan kaçınmaktadır. Zaman zaman iki taraf arasında medyada sert mesajlar verilse de, siyasi ve ekonomik ilişkiler yüksek seviyededir. Geçen yıl aralık ayında Azerbaycan’a ait bir yolcu uçağının Rusya hava sahasında vurulmasının ardından bu ilişkilerde bir soğukluk yaşansa da, Azerbaycan hâlâ Rusya ile ilişkilerinde belirli bir ihtiyatlılık sergilemektedir. Bu durum, Rusya’nın Azerbaycan’a doğrudan bir askeri müdahalesini zorlaştırmaktadır. Ancak Ukrayna’daki zafer, Rusya’ya daha agresif bir politika izleme cesareti verebilir. Son yılların tecrübesi, Moskova’nın en beklenmedik adımları bile atabileceğini göstermektedir. Kısacası, Rusya’dan her şey beklenebilir. Bakü, tüm senaryolara hazırlıklı olmalıdır.
4. Azerbaycan’a karşı hibrit savaş riski oldukça yüksektir:
– Rusya, doğrudan bir askeri müdahaleden ziyade hibrit savaş yöntemlerini tercih edebilir: bilgi savaşı, iç istikrarı bozmak için provokasyonlar veya etnik ve dini meselelerden yararlanarak nüfuz sağlamaya çalışabilir.
Sonuç olarak Azerbaycan’ın Rusya’nın bir sonraki doğrudan askeri hedefi olma ihtimali düşüktür. Bunun en önemli sebebi, Türkiye ile stratejik müttefiklik ilişkileri ve Azerbaycan’ın dengeli dış politikasıdır. Ancak Moskova’nın Güney Kafkasya’daki nüfuzunu artırma çabaları, özellikle Ermenistan aracılığıyla baskı yapma veya iç istikrarı bozmak amacıyla hibrit savaş yöntemlerine başvurma olasılığı daha gerçekçidir.
Bir hukuk savunucusu olarak, öncelikle Rusya’nın Azerbaycan’a yönelik olası saldırılarını uluslararası hukuk açısından değerlendirmek istiyorum. Her ne kadar Moskova, saldırgan dış politikasıyla uluslararası hukuku hiçe saydığını tüm dünyaya göstermiş olsa da, Azerbaycan’a karşı atacağı adımları uluslararası hukuk perspektifinden değerlendirmekte fayda var.
Rusya’nın Ukrayna’da zafer kazanması durumunda Azerbaycan’ın potansiyel hedef olması ihtimalini uluslararası hukuk ve bölgesel güvenlik açısından değerlendirelim:
1. Uluslararası hukuk perspektifi
Egemenlik ve toprak bütünlüğü
– Azerbaycan’ın uluslararası alanda tanınmış sınırları vardır ve BM Şartı’nın 2. maddesi gereği, her devletin egemenliği ve toprak bütünlüğü dokunulmazdır. Rusya’nın askeri müdahalesi bu ilkelere aykırı olacaktır.
– Ancak Rusya, daha önce Gürcistan (2008) ve Ukrayna (2014 ve 2022) gibi yerlerde uluslararası hukuku ihlal ederek askeri operasyonlar yapmıştır. Bu durum Azerbaycan’ın güvenlik ortamını tehdit edebilir.
Uluslararası anlaşmalar ve örgütler
– Azerbaycan ve Rusya arasında 2022’de imzalanan “Müttefiklik karşılıklı faaliyeti hakkında Beyanname” iki ülke arasındaki ilişkileri stabil tutsa da, Rusya’nın çıkarları değişirse bu belgenin koruyucu rolü zayıflayabilir.
– Azerbaycan NATO üyesi olmasa da, Bağlantısızlar Hareketi üyesi olarak tarafsızlık politikasını sürdürmektedir. Bu durum bazen savunma zafiyeti oluşturabilir.
Türkiye ile stratejik ittifak
– Azerbaycan-Türkiye ilişkileri Şuşa Beyannamesi ile yeni bir döneme girmiştir. Bu belge, her iki tarafın birbiriyle güvenliği sağlamayı taahhüt ettiği güçlü bir savunma mekanizması yaratır ve Rusya’nın Azerbaycan’a doğrudan askeri müdahalesini zorlaştırır.
2. Bölgesel güvenlik açısından
Rusya’nın stratejik hedefleri
– Ukrayna’da zafer, Rusya’ya Sovyet sonrası alanda nüfuzunu artırmak için yeni fırsatlar sunabilir. Güney Kafkasya bu stratejide önemli bir rol oynamaktadır. Azerbaycan ise enerji kaynakları ve Avrupa ile Asya arasında ulaşım koridorlarına hakim olma açısından özel bir öneme sahiptir.
– Rusya, bölgede dengeyi koruma adına Ermenistan’ı, Azerbaycan’a karşı baskı aracı olarak kullanabilir. Karabağ çatışması ve sınır olayları, bu stratejinin aracı olabilir.
Hibrid tehditler
– Rusya doğrudan askeri müdahaleden kaçınabilir, ancak hibrid savaş taktiklerini tercih edebilir. Buna iç istikrarı bozmak, bilgi savaşı yürütmek, dini ve etnik meseleleri kışkırtmak gibi eylemler dahildir.
– Azerbaycan’ın çok etnikli toplumunda etnik ve dini çatışmaların kışkırtılması, Moskova’nın etki mekanizması olarak kullanılabilir.
Türkiye’nin rolü
– Türkiye ile ittifak, Azerbaycan’ın güvenliğini güçlendirir. Ukrayna’da zafer kazanmış olsa da, Rusya Türkiye ile doğrudan bir çatışmaya girmemek için temkinli olacaktır. Bu durum, Azerbaycan’ın doğrudan hedef alınma olasılığını azaltır.
Batı’nın ve NATO’nun tepkisi
– Rusya, Ukrayna’da zafer kazanırsa, Batı’nın bölgeye olan etkisi zayıflayabilir. Bu da Güney Kafkasya’da Rusya’nın daha cesur bir politika izlemesine olanak sağlar. Ancak Batı, Azerbaycan’ı enerji güvenliği açısından önemli bir partner olarak gördüğünden, Rusya’nın agresif adımlarına karşı diplomatik ve ekonomik destek verebilir.
Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, Rusya’nın Azerbaycan’a doğrudan askeri müdahalesi meşru değildir ve ciddi uluslararası baskılara yol açar. Bölgesel güvenlik bağlamında ise Rusya daha çok dolaylı yollarla etki göstermeye çalışabilir. En gerçekçi risk, Ermenistan aracılığıyla baskı uygulamak veya hibrid savaş yöntemleriyle iç istikrarı bozmak olabilir. Bugün Ermenistan’da hâlâ var olan revansistlerin açıklamaları, Moskova’nın bu alandaki planlarının geçerli olduğunu göstermektedir. Nikol Paşinyan hükümetinin devrilmesi ve revansistlerin yeniden iktidara getirilmesi, Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı askeri harekât başlatmasına yol açacak ve bu kez Rusya’nın bu çatışmaya yaklaşımı farklı olabilir. Bu bağlamda, Azerbaycan ordusunun gücünü artırmanın yanı sıra, stratejik müttefikleri ile ilişkilerini daha da derinleştirmelidir.
Her halükarda, Rusya’nın açıkça Azerbaycan’a askeri saldırı yapma olasılığı çok düşüktür. Çünkü Türkiye ile stratejik ittifak ve Azerbaycan’ın enerji ve ulaşım alanlarında Batı için önemi, Rusya’nın Azerbaycan’a karşı geniş çaplı askeri operasyon yapma ihtimalini en aza indiriyor.
Ama teorik olarak yaklaşacak olursak, Rusya’nın Azerbaycan’a olası saldırısının farklı şekilleriyle karşılaşabiliriz.
Rusya’nın Ukrayna’da zafer kazanması durumunda Azerbaycan’ın karşılaşabileceği tehditleri çeşitli senaryolar üzerinden inceleyelim:
1. En düşük ihtimal, daha önce belirttiğim gibi doğrudan askeri müdahale senaryosudur. Bu çok riskli bir senaryodur ve Moskova için büyük sorunlar yaratabilir.
Rusya’nın Azerbaycan’a askeri müdahale etmesi için Kremlin’in elinde özgün gerekçeler vardır:
– İlk olarak Azerbaycan’ın stratejik konumu, enerji kaynakları ve Güney Kafkasya’daki ulaşım koridorlarına hakimiyeti Rusya’yı cezbetmektedir. Moskova, Azerbaycan’ı her ne pahasına olursa olsun kontrol altında tutmaya çalışmaktadır.
– Diğer taraftan Rusya, Güney Kafkasya’da etkisini genişletmek istemektedir, özellikle de Ermenistan üzerindeki etkisini kaybettikten sonra bölgedeki patronajını Azerbaycan üzerinden yeniden kurmaya çalışmaktadır.
Ancak bu kolay olmayacaktır. Bu yöndeki Rusya’nın karşısında birkaç engel çıkacaktır:
– İlk olarak Türkiye’nin savunma garantisini göz önünde bulundurmak gerekir: Şuşa Beyannamesi’ne göre Azerbaycan’ın güvenliği Türkiye’nin ulusal çıkarları arasında yer almaktadır. Rusya’nın Azerbaycan’ı hedef alması, Türkiye ile doğrudan bir çatışma riskini artırır. Bu ise Moskova için stratejik açıdan çok tehlikeli olacaktır.
– İkinci engel, uluslararası baskının artmasıdır: Batı, özellikle Avrupa Birliği, Azerbaycan’ın enerji kaynaklarına bağımlıdır. Bu nedenle, Rusya’ya karşı diplomatik ve ekonomik yaptırımlar uygulanabilir.
– Üçüncü ve en önemli faktör, Azerbaycan’ın güçlenen ordusudur: 44 günlük savaş sonrası Azerbaycan Ordusu, hem teknoloji hem de savaş deneyimi açısından büyük bir güç kazanmıştır. Azerbaycan Ordusu, gerçek savaş operasyonlarından geçmiş ve zafer kazanmış zaferli bir ordudur. Azerbaycan ordusuna karşı savaş başlatmak Moskova için pahalıya mal olabilir. Bu da Rusya’nın geniş çaplı müdahalesinin risk ve maliyetlerini artırır.
2. Orta seviyede ihtimali olan senaryo, Ermenistan üzerinden Azerbaycan’a dolaylı olarak baskı yapılmasıdır ki, Moskova bu planı her zaman devrede tutmaktadır. Bugün Ermenistan’da mevcut olan revanşist güçlerin zaman zaman Azerbaycan’a karşı intikam çağrıları yapması tesadüf değildir. Bu güçlerin iktidara getirilmesi ve Azerbaycan’a karşı yeni bir savaş başlatılması ihtimali pek olmasa da mevcuttur.
Nedenleri şunlardır: Ermenistan, Rusya’nın bölgede geleneksel müttefiki olsa da son dönemde Batı’ya daha yakınlaşmaktadır. Ancak Rusya, Ermenistan’da hala askeri üs bulundurmakta ve sınır hizmetlerine hakim olmaktadır. Ukrayna’da zafer kazandıktan sonra Rusya, Ermenistan’ı Azerbaycan’a karşı daha sert bir tutum sergilemeye teşvik edebilir.
Rusya bunu birkaç yöntemle gerçekleştirebilir:
– İlk olarak, Karabağ ve sınır boyunca provokasyonların teşvik edilmesi mümkündür. Bugün Ermenistan ile Azerbaycan arasında şartlı sınır bölgesinde Avrupa Birliği’nin sivil misyonu adı altında bir grup eski asker ve istihbaratçının gözlemcilik yapması, gelecekte Azerbaycan’a karşı herhangi bir sınır provokasyonu için potansiyel bir zemin hazırlamaktadır.
– İkinci senaryo, Ermenistan’ı silahlandırarak Azerbaycan ile yeni bir çatışma riskini artırmak. Bu ihtimal her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü Ermenistan ile kesin bir barış anlaşması imzalanmadığı sürece, Ermenistan fiilen düşman bir ülke olarak kabul edilmekte ve her an Azerbaycan’a saldırabilir. Şu anki Nikol Paşinyan yönetimi döneminde bu ihtimal çok düşük olsa da, revanşistlerin iktidara gelmesiyle yeni bir savaş ihtimali kaçınılmaz olacaktır.
– Bir sonraki provokasyon, Ermenistan topraklarından Nahçıvan’a veya Zengezur koridoruna tehdit yaratmak olabilir. Çünkü Zengezur koridoru meselesi hala çözüme kavuşturulmamış ve 10 Kasım 2020 tarihli üçlü anlaşmanın bazı koşulları yerine getirilmemiştir. Rusya bu durumdan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanabilir ve Azerbaycan’a karşı tehditler oluşturabilir.
Sonuçta, bu senaryo da gerçektir, ancak Türkiye’nin müdahalesi ve Azerbaycan’ın askeri gücü dengeyi korumaktadır. Ancak uzun vadeli baskı, Azerbaycan’ın gelişimini yavaşlatabilir ve Bakü için ek sorunlar yaratabilir.
3. Rusya’nın Azerbaycan’a karşı gerçekleştirebileceği en büyük tehdit, büyük ihtimalle hibrit savaş senaryosudur. Bu savaşın izlerini bugün de gözlemlemekteyiz. Rusya medyasında Azerbaycan’a karşı tehditlerin yer alması, Azerbaycan’ın önde gelen medya organlarının elektronik kaynaklarının devre dışı bırakılması ve Rusya’da yaşayan yüzbinlerce Azerbaycanlının deportasyonu tehlikesi, bu savaşın bir parçası sayılabilir.
Hibrit savaşın başlatılması ihtimali oldukça yüksektir. Doğrudan askeri müdahale riskli olduğundan, hibrit savaş yöntemleri Moskova için daha az maliyetli ve daha etkili olacaktır. Ayrıca Rusya, eski Sovyet alanında hibrit savaş yöntemlerini sıklıkla kullanmaktadır (Ukrayna, Gürcistan, Moldova’da olduğu gibi). Moskova’nın bu alanda yeterince deneyimi vardır. Uygulama yöntemleri ise en farklı şekillerde gerçekleştirilebilir. Bu, ülkelere göre değişir.
Özellikle Azerbaycan’a karşı hibrit savaş planları şu şekilde şekillenmiştir:
– Bilgi savaşı: Azerbaycan’ın kamuoyunu manipüle etmek, hükümete güvensizliği artırmak, sosyal gerginliği güçlendirmek.
– Siber saldırılar: Devlet kurumlarına, medya organlarına, bankacılık sistemlerine ve stratejik altyapılara karşı siber saldırılar.
– Etnik ve dini çatışmaların körüklenmesi: Azerbaycan toplumunda etnik ve dini çeşitlilik bulunmaktadır. Rusya’nın bu hassasiyetlerden faydalanarak iç istikrarı bozmaya çalışması mümkündür.
– Siyasi etki: Çeşitli siyasi ve toplumsal gruplar aracılığıyla ülkede istikrarı sarsmak.
Hibrit savaş senaryosu en gerçek tehdit olarak görülmektedir, çünkü Rusya askeri çatışmaya girmeden etkisini artırmak isteyecektir. Azerbaycan’ın bilgi güvenliği, toplumsal birliği ve siber savunması bu bağlamda belirleyici rol oynayacaktır.
4. Rusya’nın Azerbaycan’a karşı gerçekleştirebileceği diğer tehdit, ekonomik ve enerji baskısı senaryosu olabilir. Bu da orta seviyede olasılığı olan bir plandır. Çünkü buna Moskova’nın bazı nedenleri var:
– İlk olarak şunu belirtelim ki, Azerbaycan Avrupa için önemli bir enerji tedarikçisidir. Rusya’nın amacı, Avrupa’nın enerji bağımlılığını Moskova’ya geri döndürmektir. Bu, Moskova için hem milyarlarca dolar anlamına gelir, hem de Batı’yı kendi etkisi altına almak için siyasi bir silahtır.
– İkinci neden ise, Güney Kafkasya’da istikrarı bozarak Azerbaycan’ın doğalgaz ve petrolünün Batı’ya ulaşmasını engellemeye çalışabilir. Bu şekilde Azerbaycan’ı istikrarsız bir ülke olarak göstermek suretiyle Batı’nın Azerbaycan ile enerji ilişkilerini koparmaya çalışabilir.
Rusya bu tehditleri çeşitli yollarla gerçekleştirebilir:
– Ermenistan veya İran aracılığıyla Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Güney Gaz Koridoru’na tehditler olabilir. Terör saldırıları, provokasyonlar ve buna benzer sabotaj amaçlı adımlar beklenebilir.
– Azerbaycan’a ekonomik baskı uygulamak, ticaret ve ulaşım ilişkilerini bozmak. Azerbaycan’ın başarılı bir ticaret ve ulaşım kavşağında bulunması, aslında Rusya’nın çıkarlarına ters düşer ve Moskova her fırsatta bu durumu kendi lehine değiştirmeye çalışır.
– Bölgedeki müttefiklerini Azerbaycan’a karşı yönlendirmek. Azerbaycan-İran, Azerbaycan-Türkiye, Azerbaycan-Gürcistan ilişkilerini bozmak için adımlar atılabilir. Türkiye ile ilişkilerimizin bozulması imkansız gibi görünse de, İran ile ilişkilerde Moskova’nın belirli provokasyonlar yapma olasılığı yüksektir. Bu nedenle, resmi Bakü son günlerde İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkilerini yeniden güçlendirme yönünde ciddi adımlar atmaktadır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın Yardımcısı Hikmet Hacıyev’in İran’a ziyareti ve orada yüksek seviyeli görüşmeler yapması, ardından İran’ın yüksek seviyeli yetkililerinin Azerbaycan’a ziyaretlerde bulunup Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşmeleri, iki ülke arasındaki mevcut ilişkileri daha da güçlendirmeyi ve üçüncü güçlerin bozucu niyetlerini en aza indirmeyi amaçlamaktadır.
5. Rusya’nın Azerbaycan’a karşı atabileceği adımlar, Bakü’nün diplomatik izolasyona uğratılması ve uluslararası imajına darbe indirilmesi senaryosu olabilir. Bu senaryo da beklenendir.
– Rusya, Azerbaycan’ın uluslararası prestijini zayıflatmak için diplomatik yolları kullanabilir. Özellikle de, Karabağ meselesini uluslararası gündemde tutarak, Azerbaycan’ı insani ve insan hakları konularında baskı altında tutabilir. Laçın yolunda eko aktivistlerin eylemi konusu tekrar gündeme getirilebilir ve “resmi Bakü’nün Karabağ Ermenilerini kuşatma altında tuttuğu” ve Karabağ’da “etnik temizlik” yaptığı iddialarıyla, mesele BM Güvenlik Konseyi’nde ve diğer uluslararası platformlarda ele alınabilir.
– Ayrıca, Rusya yetkilileri BM, AGİT ve diğer uluslararası kuruluşlarda Azerbaycan’a karşı propaganda yaparak, Bakü’ye karşı uluslararası cepheyi genişletebilir.
– Rusya yetkilileri dolaylı yollarla demokrasi ve insan hakları ihlalleri, ayrıca tutuklanan gazeteciler ve sivil toplum aktivistleri konularını gündeme getirerek, Azerbaycan’a karşı uluslararası eleştirileri derinleştirebilir ve Batı’nın desteğini zayıflatabilir.
– Ermenistan, Ermeni diasporası ve diğer müttefiklerini kullanarak uluslararası arenada Azerbaycan’a baskıyı artırmak da Moskova’nın olası planları arasında yer alabilir.
Sonuç olarak, bu senaryo Azerbaycan’ın dış politika imkanlarını kısıtlayabilir. AŞPA’dan uzaklaştırılan Azerbaycan için Batı’nın desteğini tamamen kaybetmek, gelecekte Bakü’nün güvenlik ve ekonomik çıkarlarını zayıflatabilir.
Rusya’nın Azerbaycan’a karşı atabileceği adımları kısaca inceledik. Peki, Azerbaycan tüm bu tehditlere karşı hangi adımları atmalıdır? Azerbaycan, Rusya karşısında asla çaresiz durumda kalacak bir ülke değildir ve Bakü, belirli karşı adımlar atmak ve önleyici tedbirler alarak Moskova’nın bu tehditlerine karşı sağlam bir duruş sergileyebilir.
1. İlk olarak Azerbaycan’ın askeri savunma stratejisine dikkat çekmek istiyorum. Çünkü Azerbaycan ordusu güçlendikçe, tüm dış faktörlere karşı ülkeyi ve halkı koruma kapasitesine sahip olacaktır.
Bunun için kardeş Türkiye ile askeri ittifakın güçlendirilmesi gereklidir.
– Şuşa Bildirgesi çerçevesinde ortak askeri tatbikatların yoğunlaştırılması ve savunma alanında koordinasyonun artırılması önemlidir.
– NATO üyesi olan Türkiye ile yakın işbirliği, Rusya’nın potansiyel tehditlerine karşı güçlü bir caydırıcı (korkutucu unsur) rolü oynar.
Azerbaycan, modern silahların ve teknolojilerin teminini sürekli gündemde tutmalıdır.
– Azerbaycan ordusunun yüksek teknolojiye sahip silahlarla, özellikle insansız hava araçları (İHA), hava savunma sistemleri ve siber savunma araçlarıyla donatılmaya devam edilmesi önemlidir.
– Savunma sanayisinin güçlendirilmesi ve yerli silah üretiminin artırılması uzun vadeli güvenlik açısından kritik öneme sahiptir.
Azerbaycan, şimdiden hibrit savaşa hazırlık çalışmalarını güçlendirmelidir.
– Bilgi savaşları, siber saldırılar ve iç istikrarı bozmaya yönelik provokasyonlara karşı özel askeri birimlerin ve ilgili devlet kurumlarının hazırlığı artırılmalıdır.
2. Azerbaycan ekonomisinin dayanıklılık stratejisi geliştirilip daha da iyileştirilmelidir.
– Enerji ve ulaşım güvenliği en yüksek seviyede sağlanmalıdır.
– Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Güney Gaz Koridoru ve Zengezur koridoru gibi stratejik güzergahların güvenliğini sağlamak için uluslararası ortaklarla işbirliği gereklidir.
– Alternatif ulaşım güzergahlarının geliştirilmesi, özellikle Orta Koridor üzerinden Çin’den Avrupa’ya taşımaların güçlendirilmesi, Rusya’nın ekonomik baskılarını nötralize edebilir.
Ekonomik çeşitlendirme, Azerbaycan’ın refahı için çok önemlidir.
– Enerji sektörüne bağımlılığın azaltılması ve petrol dışı sektörlerin gelişmesi, dış baskılara karşı dayanıklılığı artıracaktır.
– Özellikle tarım, bilişim teknolojileri ve turizm sektörlerinin geliştirilmesi uzun vadeli istikrar için önemlidir.
3. İç istikrarın korunması, Azerbaycan için özellikle bu aşamada hayati öneme sahiptir.
Milli Birliğin güçlendirilmesi, 44 günlük İkinci Karabağ Savaşı’ndan sonra daha da arttı. Devlet-Halk birliği sarsılmaz bir şekilde gelişmektedir. Ancak, Rusya hibrit savaş sırasında bu birliği bozmak için belirli yöntemlere başvurabilir.
– Etnik ve dini çeşitliliği güçlü bir faktöre dönüştürmek için toplum içinde entegrasyon politikası güçlendirilmelidir.
– Dış güçlerin iç çatışmalardan yararlanmasının önüne geçmek için halk arasında vatandaş birliği ve devletçilik bilinci teşvik edilmelidir.
Bilgi güvenliği ve medya denetimi bugün Azerbaycan için önemli meselelerden biridir.
– Rusya’nın bilgi savaşı taktiklerine karşı, özellikle sosyal medya platformlarında dezenformasyonların tespit edilmesi ve önlenmesi için modern teknolojilerin uygulanması gereklidir.
– Dış etki ajanlarının ve propagandasının ülkede yayılmasının önüne geçilmelidir. Bunun yanı sıra, ifade özgürlüğü korunmalı, ancak dezenformasyon ve provokasyonlar sert bir şekilde nötralize edilmelidir.
Siber güvenliğin güçlendirilmesi, Rusya’dan gelen hibrit tehditlere karşı en güçlü savunma olabilir.
– Devlet ve özel sektörde, medya organlarında siber saldırılara karşı savunma sistemleri iyileştirilmelidir.
– Milli siber güvenlik stratejisinin hazırlanması ve bu alanda uzmanlaşmış profesyonellerin yetiştirilmesi öncelikli olmalıdır.
4. Azerbaycan, dış politika stratejisini bir kez daha gözden geçirmeli ve Türkiye ile Batı ile stratejik işbirliği ilişkilerine özel önem vermelidir.
– Azerbaycan, Türkiye ile askeri ve ekonomik işbirliğini derinleştirmenin yanı sıra, Avrupa Birliği ve NATO ile yakın ilişkiler kurmalıdır.
– NATO ile işbirliğinin güçlendirilmesi, Rusya’nın bölgede askeri maceralarına karşı ek bir caydırıcı rolü oynar.
Uluslararası desteğin güçlendirilmesi için Azerbaycan da bazı adımlar atmalıdır.
– Azerbaycan, uluslararası hukuka ve BM ilkelerine bağlılığını vurgulamalı, olası agresyonlara karşı uluslararası toplumu önceden uyarmalıdır.
– Batı ülkelerinde lobicilik faaliyetlerini güçlendirerek Azerbaycan’ın ulusal çıkarlarını savunmak önemlidir. Bu doğrultuda Azerbaycan diasporasını yeniden harekete geçirmek ve lobicilik gücünü artırmak gereklidir.
Kısa vadede Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi önemlidir. Çünkü, herhangi bir aracı olmadan Ermenistan ile barış anlaşması imzalanması yeni savaş olasılığını minimuma indirir ki bu da Rusya’nın Azerbaycan’a karşı baskı imkanlarını sınırlamış olur.
– Ermenistan ile barış anlaşması imzalanması, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki etki imkanlarını zayıflatabilir.
– Ermenistan’ın Batı’ya entegrasyonunu teşvik ederek, Rusya’nın bölgede geleneksel etki araçlarını zayıflatmak mümkündür.
5. Azerbaycan, diplomatik düzeyde daha aktif adımlar atmalıdır
Uluslararası hukuktan maksimum fayda sağlanmalıdır.
– Azerbaycan, uluslararası organizasyonlarda, BM, AGİT ve Avrupa Konseyi dahil, bölgede istikrarı bozacak tüm dış hareketleri ifşa etmelidir.
– Uluslararası hukukun egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerine dayanarak, olası tehditlere karşı proaktif diplomatik önlemler alınmalıdır.
Bölgesel organizasyonlarla işbirliği genişletilmelidir.
– Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çerçevesinde savunma ve güvenlik alanında işbirliği güçlendirilmelidir.
– Orta Asya ülkeleri ile işbirliğinin artırılması, Rusya’nın bölgede dışlanmasına yardımcı olabilir.
6. Uzun vadede stratejik entegrasyon ve dayanıklılık en doğru yoldur.
– Avrupa Birliği ile yakınlaşma zorunludur: Azerbaycan, enerji sektöründe Avrupa’nın ana ortağı olarak, siyasi ve ekonomik alanlarda da AB ile entegrasyonu güçlendirmelidir.
– Teknolojik gelişime dikkat artırılmalıdır: Yapay zeka, siber güvenlik ve bilgi teknolojileri alanındaki ilerlemeler, hem askeri hem de sivil alanlarda dayanıklılığı artıracaktır.
– Gençlerin ve sivil toplumun rolünün artırılması önemlidir: Gençlerin milli değerler ve çağdaş dünya görüşü temelinde yetiştirilmesi, ülkenin içsel istikrarı için belirleyici bir faktördür. Sivil toplum ise toplumsal birliği ve demokratik yönetimi güçlendirmede önemli rol oynar.
Sonuç olarak, Azerbaycan’ın Rusya’nın olası baskılarına karşı hazırlıklı olması için somut bir eylem planı aşağıdaki alanlarda kısaca sınıflandırılabilir:
1. Askeri savunma ve güvenlik
Kısa vadeli önlemler (1 yıl içinde):
– Türkiye ile askeri işbirliğinin yoğunlaştırılması: Yıllık ortak askeri tatbikatların sayısının artırılması, ortak karargah yapısının oluşturulması.
– Hava savunma sistemlerinin modernize edilmesi: İsrail yapımı veya modern Batı teknolojilerinin temin edilmesi.
– Elektronik savaş ve istihbarat sistemlerinin geliştirilmesi: Rus dronları ve iletişim araçlarına karşı teknolojilerin temin edilmesi.
Orta vadeli önlemler (1-3 yıl içinde):
– İç savunma sanayisinin geliştirilmesi: İnsansız hava araçlarının (İHA), roket sistemlerinin ve mühimmatların yerli üretiminin artırılması.
– Siber güvenliğin güçlendirilmesi: Savunma ve güvenlik yapılarında özel siber birimlerin kurulması.
– Ermenistan sınırında askeri mevzilerin güçlendirilmesi: Sınır boyunca radar sistemlerinin ve gözetleme dronlarının yerleştirilmesi.
Uzun vadeli önlemler (5 yıl ve daha fazla):
– NATO ile işbirliğinin genişletilmesi: NATO standartlarına uygun ordu reformları ve askeri teknolojilerin ithalatı.
– Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde ortak savunma mekanizmasının oluşturulması: Orta Asya ülkeleri ile askeri işbirliği.
2. Ekonomik dayanıklılık
Kısa vadeli önlemler:
– Enerji altyapısının korunması: Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Güney Gaz Koridoru’nun güvenliğinin artırılması için koruma kuvvetlerinin artırılması.
– Alternatif enerji ihracat rotalarının geliştirilmesi: Orta Koridor aracılığıyla Çin-Türkiye rotasının güçlendirilmesi.
Orta vadeli önlemler:
– Petrol dışı sektörün geliştirilmesi: İT, tarım ve turizm sektörlerine yatırımların artırılması.
– Rusya’dan ekonomik bağımlılığın azaltılması: İthalat ve ihracatta alternatif pazarların bulunması (Avrupa, Asya ve Orta Doğu ülkeleri).
Uzun vadeli önlemler:
– Milli ekonominin rekabet gücünün artırılması: Yenilik ve girişim ekosisteminin geliştirilmesi, eğitim ve araştırma alanlarına yatırımların artırılması.
– Enerji sektöründe Avrupa Birliği ile stratejik ortaklığın güçlendirilmesi: Hazar gazının Avrupa’ya tedarikini artırmak için yeni projeler.
3. İçsel istikrarın korunması
Kısa vadeli önlemler:
– Milli birliğin güçlendirilmesi: Kamuoyunda milli bilinç ve devletçilik değerlerinin teşvik edilmesi.
– Etnik ve dini çatışmaların engellenmesi: Kültürel çeşitlilik politikasının güçlendirilmesi ve tüm toplulukların topluma entegrasyonu.
Orta vadeli önlemler:
– Bilgi güvenliğinin sağlanması: Dış etkiler ve dezenformasyonun engellenmesi için bağımsız medya organlarının geliştirilmesine destek verilmesi.
– Toplumun dirençliliğinin artırılması: Vatandaşların dış provokasyonlara karşı direncini artırmak için bilinçlendirme faaliyetleri.
Uzun vadeli önlemler:
– Gençlerin devlete bağlılığının artırılması: Eğitim ve kültürel programlar aracılığıyla milli vatanseverlik ruhunun güçlendirilmesi.
– Demokratik kurumların güçlendirilmesi: İnsan haklarının korunması ve sivil toplumun geliştirilmesi, ülkenin içsel istikrarını güçlendirecektir.
4. Dış politika ve diplomasi
Kısa vadeli önlemler:
– Türkiye ve Batı ile stratejik ittifakın güçlendirilmesi: Savunma, enerji ve ulaşım alanlarında ortak projelerin teşvik edilmesi.
– Uluslararası lobicilik faaliyetlerinin artırılması: Özellikle ABD ve Avrupa’da Azerbaycan’ın çıkarlarını savunan diasporadan destek alınması.
Orta vadeli önlemler:
– Ermenistan ile barış anlaşmasının imzalanması: Barış anlaşması meselesinin çözülmesini hızlandırarak Rusya’nın bölgede etkisini zayıflatmak.
– Türk Devletleri Teşkilatında Azerbaycan’ın liderlik konumunun güçlendirilmesi: Bölgesel ekonomik ve askeri işbirliği mekanizmalarının teşvik edilmesi.
Uzun vadeli önlemler:
– Avrupa Birliği ile siyasi ve ekonomik entegrasyon: Azerbaycan’ı Avrupa enerji güvenliğinin ana oyuncusuna dönüştürmek.
– Asya ülkeleri ile stratejik ortaklık: Çin, Güney Kore ve Japonya ile teknolojik ve ekonomik işbirliğinin genişletilmesi.
5. Siber güvenlik ve bilgi savaşına karşı mücadele
Kısa vadeli önlemler:
– Milli Siber Savunma Stratejisinin hazırlanması: Devlet kurumlarını ve kritik altyapıyı korumak için önleyici tedbirler.
– Sosyal medyada dezenformasyonun engellenmesi: Özellikle Rusya’nın etki çabalarına karşı izleme ve yanıt önlemleri.
Orta vadeli önlemler:
– Siber güvenlik uzmanlarının yetiştirilmesi: Eğitim programları aracılığıyla yerli uzmanların yetiştirilmesi.
– Uluslararası işbirliği: NATO ve Avrupa Birliği’nin siber güvenlik alanındaki deneyimlerinden faydalanmak.
Uzun vadeli önlemler:
– Teknolojik egemenliğin sağlanması: Yerli yazılım ve teknolojik çözümlerin geliştirilmesi.
– Milli yapay zeka stratejisinin hazırlanması: Savunma ve güvenlik alanlarında yapay zekanın kullanım olanaklarının artırılması.
6. Hukuki ve uluslararası savunma
Kısa vadeli önlemler:
– Uluslararası organizasyonlarla ilişkilerin güçlendirilmesi: BM, AGİT ve Avrupa Konseyi gibi organizasyonlarda Azerbaycan’ın pozisyonunun güçlendirilmesi.
– Rusya’nın olası tehditlerini ifşa etmek: Diplomatik kanallar aracılığıyla uluslararası toplumu uyarmak.
Orta vadeli önlemler:
– İnsan hakları ve demokrasi alanında ilerleme: Batı’nın Azerbaycan’a siyasi desteğini artırmak için iç reformların yapılması.
– Bölgedeki diplomatik dengenin korunması: İran, Gürcistan ve Ermenistan ile ilişkilerin dengede tutulması.
Uzun vadeli önlemler:
– Uluslararası hukukun üstünlüğünü teşvik etmek: Azerbaycan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için hukuki mekanizmaların kullanılması.
– Türk dünyası ile hukuki entegrasyonun güçlendirilmesi: Bölgesel güvenlik mekanizmaları ve ortak hukuki altyapının oluşturulması.
7. Kriz yönetimi ve risklerin azaltılması
Kısa vadeli önlemler:
– Milli Güvenlik Konseyi’nin etkinliğinin artırılması: Dış tehditlere karşı hızlı ve etkili kararlar alabilecek bir yapının oluşturulması.
– Stratejik rezervlerin artırılması: Gıda, yakıt ve diğer yaşamsal kaynakların rezervlerinin tutulması.
Orta vadeli önlemler:
– Kriz durumlarında yönetim planlarının hazırlanması: Askeri, ekonomik ve siyasi tehditlere karşı önleyici tedbirler.
– Sivil savunma sisteminin geliştirilmesi: Halk arasında kriz anlarında davranış kurallarının öğretilmesi.
Uzun vadeli önlemler:
– Risklerin erken tespit sistemi: Dış ve iç tehditleri önceden belirlemek için yapay zeka ve büyük veri teknolojilerinin kullanılması.
– Milli dayanıklılık stratejisinin hazırlanması: Toplumun, ekonominin ve devlet kurumlarının her türlü tehdide karşı dayanıklılığını sağlamak.
Bu tüm önlem planı, Rusya’nın Ukrayna’da zafer kazanıp Sovyet sonrası alanda etkisini artırdığı bir durumda Azerbaycan’ın bağımsızlığını ve güvenliğini korumaya yöneliktir. Askeri gücün artırılması, ekonomik dayanıklılığın sağlanması, bilgi savaşına hazırlık ve stratejik dış politika Azerbaycan’ın gelecekteki tehditlere karşı en güçlü savunmasıdır.
Allah Azerbaycanımızı korusun! Allah Devletimizi ve başkanını korusun!
Dr. Ahmet Şairoğlu
Siyaset bilimci
www.shahidov.com

