6 Mayıs’ta Avusturya’nın başkenti Viyana’da AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi ve AGİT Finlandiya Dönem Başkanlığı tarafından düzenlenen “Sivil Toplumun Korunması: İnsan Hakları Savunucularının ve Barışçıl Toplanma Özgürlüğünün Rolü” konulu iki günlük toplantı çalışmalarını sürdürdü.
57 ülkenin büyükelçileri, diplomatları ve resmi temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, AGİT bölgesinde sivil toplumun korunması, insan hakları savunucularının faaliyetleri, barışçıl toplanma özgürlüğünün sağlanması ve bu alandaki mevcut zorluklar ele alındı.
Toplantıya katılan Azerbaycan Demokrasi ve İnsan Hakları Enstitüsü Başkanı, insan hakları savunucusu Ahmet Şairoğlu panelde bir konuşma gerçekleştirdi. Ahmet Şairoğlu konuşmasında, Güney Asya’da Hindistan tarafından insan hakları savunucularına yönelik baskılar, Keşmir bölgesinde toplu insan hakları ihlalleri, Bakü’de yürütülen savaş suçları davaları ve bölgedeki nükleer savaş riski ile bu durumun Avrupa’nın güvenliğine doğrudan tehdit oluşturduğuna dikkat çekti.
Konuşmasının başında Ermeni meslektaşının açıklamalarına yanıt vererek, insan hakları meselelerinin siyasi manipülasyon konusu yapılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Ahmet Şairoğlu, Bakü’deki mahkemelerde yargılanan Ermeni asıllı kişilerin savaş suçları ve terör finansmanında yer aldıklarını ifade etti. Mahkemelere bizzat katıldığını ve Araik Harutyunyan, Ruben Vardanyan gibi isimlerin verdikleri itirafların bu suçları açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Uluslararası meslektaşlarını da bu davaları izlemeye davet etti.
Ahmet Şairoğlu, Keşmir’de Amnesty International ve BM raporlarında belgelenen insan hakları ihlallerine dikkat çekerek, Hindistan’ın bölgedeki baskı politikaları, ifade ve toplanma özgürlüğünün kısıtlanması, insan hakları savunucuları ve gazetecilere yönelik tutuklamalar gibi olayları örnek gösterdi. Uluslararası toplumu bu konuda daha kararlı bir duruş sergilemeye davet etti.
Konuşmasının sonunda Güney Asya’da artan nükleer tehdit tehlikesine dikkat çeken Ahmet Şairoğlu, olası askeri gerilimin yalnızca bölge değil, Avrupa ve küresel güvenlik için de ciddi tehdit oluşturacağını belirtti. Panel katılımcılarını Keşmir’deki insan hakları ihlalleri konusundaki görüşlerini bildirmeye çağırdı.




