Rusya–Ukrayna çatışması çerçevesinde Cenevre’de yürütülen müzakerelerde “toprak tavizleri” ile ilgili ortaya atılan iddialar, uluslararası gündemin başlıca tartışma konularından biri haline geldi. ABD’nin hazırladığı barış planında Ukrayna’nın işgal altındaki bazı bölgelerden vazgeçebileceği, bunun karşılığında ise güvenlik garantileri ve kapsamlı bir ekonomik destek paketi alacağı yönündeki bilgiler bölgede ciddi endişe yaratıyor. Özellikle “Rusya ele geçirdiği toprakları dünya tarafından tanıtabilir mi?” sorusu geniş siyasi tartışmalara neden oluyor.
REAL Televizyonu’na konuşan siyasi analist Ahmet Şairoğlu, uluslararası hukuk açısından Rusya’nın Ukrayna’dan herhangi bir bölgeyi resmen kazanmasının mümkün olmadığını ve dünya ülkelerinin büyük çoğunluğunun böyle bir tanımaya asla onay vermeyeceğini vurguladı. Şairoğlu’na göre, ABD’nin sunduğu barış çerçevesi de bu gerçeği değiştirmiyor: belgede “tanıma” değil, yalnızca “mevcut durumun fiili bir gerçeklik olarak kabul edilmesi” yaklaşımı bulunuyor ve bu durum, toprak kaybının hukuki meşruiyeti anlamına gelmiyor. Analist ayrıca Rusya’nın en fazla bu bölgeler üzerinde “de-facto kontrol” sağlamaya çalışabileceğini, ancak uluslararası belgelerde bu toprakların resmen Rusya’nın bir parçası olarak yer almayacağını belirtti.
Ahmet Şairoğlu, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün BM ilkeleriyle güvence altına alındığını ve dünyadaki hiçbir büyük gücün bu ilkeleri ihlal etmeye yanaşmayacağını da ifade etti. Ona göre, Cenevre müzakerelerinin sonucu Ukrayna’nın gelecekteki güvenlik mimarisini belirleyecek ve Kiev için önemli olan yalnızca toprakların korunması değil, aynı zamanda egemen karar alma hakkının savunulmasıdır. Şairoğlu, önümüzdeki günlerde müzakerelerin kritik bir aşamaya geçeceğini ve barışın hangi şartlarla mümkün olacağının daha da netleşeceğini söyledi.




