ABD, İsrail ve İran arasında devam eden askeri çatışma 27. gününe girerken, bölgede gerilim en üst seviyeye ulaşmış durumda. 25 Mart itibarıyla durum karmaşıklığını koruyor ve taraflar arasında karşılıklı saldırılar sürüyor. 26 Mart’ta ABD ile İran arasında olası bir görüşmenin gerçekleşebileceği konuşuluyor. ABD Başkanı Donald Trump 15 maddelik şart paketini açıklarken, İran ise yaptırımların kaldırılması ve güvenlik garantileri gibi talepler ileri sürüyor. Bununla birlikte, Devrim Muhafızları (SEPAH) yönetimi müzakerelerin mümkün olmadığını belirterek savaşın devam edeceğini vurguluyor. Hürmüz Boğazı’ndaki riskler ise küresel enerji piyasalarında ciddi endişe yaratıyor.
Siyasi yorumcu Ahmet Şairoğlu, ARB24 televizyonuna verdiği röportajda, Umman ve Cenevre platformlarında yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalmasının ve İsrail’in beklenmedik saldırılarının İran’ın diplomatik sürece olan güvenini ciddi şekilde zedelediğini ifade etti: “İran, bu tür görüşmeleri bir tuzak olarak görüyor. Bu nedenle Tahran, yalnızca onurunu ve egemenliğini koruyan, gerçek garantilere dayanan bir anlaşma istiyor. Bu çerçevede İran’a yönelik gelecekte askeri operasyonların yapılmayacağına dair somut güvenceler ve uygulanan yaptırımların kaldırılması ön plandadır.”
Ahmet Şairoğlu, mevcut koşullarda arabuluculuk misyonunun büyük önem taşıdığını belirterek Pakistan’ın en uygun aday olarak öne çıktığını vurguladı: “Pakistan, hem büyük bir Müslüman ülke hem de nükleer güce sahip bir devlet olarak bölgede önemli bir aktördür. Aynı zamanda hem ABD hem de İran ile ilişkilerini dengeli bir şekilde sürdürüyor. Bu faktörler İslamabad’ı güvenilir bir arabulucu haline getiriyor. Kısa vadede bir anlaşma ihtimalini düşük görüyorum, ancak Pakistan’ın sürece dahil edilmesi doğru ve umut verici bir tercihtir.”




