Son günlerde İran çevresinde askeri-siyasi gerilim daha da artmış durumda ve dikkatler Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ile İran’ın kontrolündeki stratejik adalara yönelmiş bulunuyor. Ebu Musa, Büyük Tunb, Küçük Tunb ve Harg adaları bölgede kritik askeri-stratejik öneme sahiptir ve bu adaları kontrol eden güç fiilen Hürmüz Boğazı’nı da kontrol eder. ABD’nin bu doğrultuda olası kara operasyonlarına hazırlandığı ve boğazın açılması meselesi uluslararası gündemin ana başlıklarından biri haline gelmiştir.
Siyasi yorumcu Ahmet Şairoğlu, Real Televizyonu’nda yayımlanan “Orta Gün” programında yaptığı açıklamada, savaşın ilk günlerine kıyasla ABD’nin hedeflerinin değiştiğini belirtti: “Önceden İran’da rejim değişikliği ve ülkenin parçalanması ön plandaydı, ancak bugün temel stratejik hedef Hürmüz Boğazı’nın açılmasıdır. Çünkü boğazın İran’ın kontrolünde kalması, yalnızca bölgede değil küresel ölçekte Tahran’ın etkisini artırır. Özellikle Hürmüz’den geçen gemilerden 2 milyon dolar geçiş ücreti talep edilmesi, dünya enerji piyasasında ciddi riskler oluşturuyor. ABD böyle bir hegemon yapıyı kabul edemez.”
Ahmet Şairoğlu ayrıca, Washington’un bu nedenle hem diplomatik hem de askeri seçenekleri değerlendirdiğini vurguladı: “Eğer müzakereler sonuç vermezse, ABD’nin kara operasyonlarıyla stratejik adaları kontrol altına alması ana hedef olarak öne çıkıyor. Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları Hürmüz üzerindeki kontrol açısından kritik öneme sahiptir. Bu adaları kontrol eden güç, küresel enerji piyasasında da söz sahibi olur. Donald Trump 6 Nisan’a kadar süre verdi ve bu tarihe kadar anlaşma sağlanmazsa kara operasyonları kaçınılmaz olabilir. Ancak bu süreç ABD için kolay olmayacak; İsrail kara operasyonlarına katılmayacağını açıkladı. Bu durumda ABD, Delta Force ve deniz piyadalarıyla tek başına hareket etmek zorunda kalabilir ki bu da ülke içinde sosyal tepkileri artırmaktadır.”





