Yemen’de İran tarafından desteklenen Husiler, Kızıldeniz kıyısı boyunca ilerleyerek stratejik öneme sahip Bab el-Mendeb Boğazı çevresindeki konumlarını güçlendirmeye çalışıyor. Husilerin Moha ve Dübab yönündeki ilerleyişi ve boğaza yakın bölgelerde kontrol alanını genişletme girişimleri, uluslararası deniz taşımacılığı ve küresel ticaret açısından ciddi risk oluşturuyor. Bab el-Mendeb’in Husilerin tam kontrolüne geçmesi ise Yemen sınırlarını aşan daha geniş kapsamlı bir jeopolitik çatışmaya yol açabilir.
Siyasi yorumcu Ahmet Şairoğlu, ARB24 Televizyonu’na yaptığı açıklamada, Husilerin Bab el-Mendeb üzerinde tam kontrol sağlamasının İran açısından da ciddi stratejik sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Şairoğlu’na göre böyle bir durum ABD, Suudi Arabistan ve diğer bölgesel ve uluslararası aktörleri İran’a karşı daha geniş bir koalisyon çerçevesinde harekete geçmeye itebilir: “İran bugün Husilerin bağımsız bir Yemen aktörü olduğunu söyleyerek sorumluluktan uzak durmaya çalışıyor. Ancak Husiler Bab el-Mendeb’i kontrol altına alırsa, mesele artık yalnızca Yemen sorunu olmaktan çıkacaktır. Bu durum İran’ın bölgesel nüfuzunun genişlemesi olarak değerlendirilecek ve Tahran’a yönelik uluslararası baskı daha da artacaktır.”
Ahmet Şairoğlu, Husilerin Bab el-Mendeb’i ele geçirmesinin ilk bakışta İran için stratejik bir avantaj gibi görünse de uzun vadede bunun İran’ın kendisini daha geniş bir uluslararası baskıyla karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti. Siyasi yorumcuya göre böyle bir senaryoda ABD ve müttefiklerinin bölgedeki deniz kuvvetlerini artırması, Suudi Arabistan’ın daha aktif bir pozisyon alması ve İran’a karşı yeni bir siyasi-askeri koalisyonun oluşması ihtimali güçlenecek. Şairoğlu, “Husilerin elde ettiği avantaj sonunda Tahran’ın başında patlayabilir. İran açısından en büyük risk, Husilerin Bab el-Mendeb’de oluşturduğu krizin İran’ın kendisine karşı daha büyük bir uluslararası koalisyonu harekete geçirmesidir” dedi.




